Boşanırken sadece evlilik bitmez; roller, maskeler ve gerçek karakterler de ortaya çıkar.
Bazı erkekler, kaybettiklerini düşündüklerinde çocuklarını birer silaha çevirir.
“Çocuğu sana göstermem”, “Velayeti alırım” sözleri, aslında bir babanın sevgisinden çok bir eşin intikamıdır.
Ama anne…
Ne tehditlere boyun eğer, ne çocuğundan vazgeçer.
Çünkü onun sevgisi güç gösterisi değil, kökleri derine inen bir bağdır.
Boşanma sürecinde tarafların kişilik değişimleri, özellikle çocuk varsa daha da karmaşık hale gelir.
Konuyu psikolojik açıdan ele alacak olursak;
1. Kontrol Kaybı ve Güç Arayışı
Boşanma, özellikle kontrolcü veya narsistik eğilimleri olan bireylerde büyük bir güç ve kontrol kaybı hissi yaratır. Evlilik boyunca belirli bir kontrol mekanizmasına alışmış olan kişi, boşanma süreciyle bu kontrolü yitirince, yeniden “üstünlük” hissi kazanmak için çocuğu bir araç haline getirebilir.
•Velayet tehdidi bu noktada bir manipülasyon aracı haline gelir.
•Erkek, bu tehditle kadını boyun eğmeye zorlamaya çalışır: “Sen gidersen çocuğu da alırım”, “Sen bu şekilde davranırsan çocuğu sana göstermem” gibi.
Bu, aslında erkeğin duygusal olgunlukla değil, egosu ve güvensizlikleriyle hareket ettiğini gösterir.
2. Toplumsal Roller ve Erkeklik Algısı
Toplumda hâlâ yerleşik olan “erkek güçlüdür, kaybetmez” inancı, bazı erkekleri boşanma karşısında “yenilmiş” gibi hissettirir.
•Bu his, onları agresif ve cezalandırıcı tepkilere yöneltebilir.
•Çocuğu koz olarak kullanmak, erkek için hem kadını cezalandırma hem de kendi gücünü “kanıtlama” yolu haline gelir.
3. Çocuk Üzerinden İntikam
Eşine doğrudan zarar veremeyen ya da duygusal acısını açıkça ifade edemeyen birey, çocuğu kullanarak dolaylı zarar verir.
•Çocuğun anneden kopması ya da annenin çocukla ilişkisinin bozulması, eşinden intikam almak için bir araç haline gelebilir.
•Bu, çocuğun bir birey olarak değil, bir savaş ganimeti gibi görülmesine neden olur.
4. Annenin Güçlü Duruşu: Annelik ve Özveri
Anneler, özellikle duygusal bağları güçlü olanlar, boşanma sürecinde çocuklarını merkezde tutma eğilimindedir. Buradaki güçlü duruş:
•Koşulsuz sevgiye dayanır. Anne, tehditlere rağmen çocuğundan vazgeçmez çünkü çocuk onun için bir araç değil, bir can parçasıdır.
•Kadın, bazen ekonomik, sosyal ve hukuki olarak dezavantajda olsa da bu duygusal bağ sayesinde yılmaz.
•Bu, kadının hem duygusal zekâsının hem de direncinin göstergesidir.
5. Çocuk Üzerindeki Etkiler
Bu süreçte en çok zarar gören genellikle çocuktur. Çünkü:
•Sevgi görmek istediği iki insan arasında bir savaş alanına dönüşür.
•Kimin yanında kalacağı, kimi seveceği, ne hissetmesi gerektiği gibi konularda aşırı baskı altına girer.
•Uzun vadede bu, güven sorunları, ilişki problemleri, hatta duygusal travmalara yol açabilir.
Sonuç olarak;
•Boşanma bir savaş değil, yeniden yapılanma süreci olarak görülmelidir.
•Velayet konusu çocuk yararına yürütülmelidir, tarafların egosuna göre değil.
•Çocuğu taraf tutmaya zorlamak veya tehdit aracı yapmak, onun ruhsal gelişimine büyük zarar verir.
•Psikolojik destek hem ebeveynler hem de çocuk için kritik önemdedir.
